Tag Archives: İstanbul Film Festivali

Film Festivali: Köyde Panik

14 Apr

Son bir kaç senedir ara ara internetten takip ettiğim A Town Called Panic çizgi dizisinin şimdi de sinema filmi yapıldı. Animasyon film olarak ise son zamanlarda en çok heyecanlandığım filmlerden biri oldu. Son dakida farkettim ve festivalde kaçırmadan izleme fırsatı buldum. Çok ciddi başladığım bu yazıyı uzatmıyorum. Alın size fragman, eğer biraz da absürd komediden hoşlanıyorsanız kesin izleyin derim.

Aya Seyahat

28 Apr

İş yoğunluğu nedeniyle bir türlü konsantre olup bir şey yazamadım. Gerçi yazılarımın hangisine konsantre olmuşum o ayrı. Neyse yazmak istediğim aslında bir sürü konu var. İlk olarak en heyecan vericiyle film festivalinin en iyi filmiyle başlıyorum. Ne bir yarışma bölümünde ne kurmaca bir film sadece belgesel hatta görüntü bile yok arka arkaya fotoğraflar ve bir kaç uzmanla yapılan röportajdan oluşuyor.

Festivalde yoğun bir şekilde bir çok film izleyince sonlara doğru biraz da yeter demeye başladım artık çok haz alamıyordum. Demekki iş keyifli filmdeymiş. Çünkü 3 film üstüste izleyeceğim ve ikinci film Aya Seyahat. Belgesel çekilmez diyordum. Filme girdik salon çok dolu değildi. Her ne kadar daha önce Kutluğ Ataman‘ın işlerini bilsem de canım sıkkındı. Ancak film başladı ve herşey değişmeye başladı.

Öncelikle konusu çok keyifliydi. Köy enstitüsüne giden bir köylünün köyüne geri dönüp köylüler ile eğitim seviyesi çakışması yaşaması üzerine alkolik olur. Köyün başka bir yerinde de köçek olduğu için deli diye nitelendirilen ve dışlanan çobanda diğer karakterimiz. Karakterlerimizi tanıdıktan sonra olayın alevlenmesine gelelim. Erzincan‘ın ufak bir köyünden 1957 senesinde bir politikacı geçer. Hiç durmaya niyeti olmayan politikacının arabası bozulunca tamir etmek için dururlar bunu fırsat bilen politikacı hazır durduk bir konuşma yapayım der ve köylüyü toplar ve konuşmaya başlar. Beni seçin şöle yapacaz böle yapacaz der. Sonra o sıralarda Ruslar aya gitme çalışmalarındalar populer bir konu aya gitmek. Politikacı aya gidicez hep beraber der. Köylü politikacıyla dalga geçer. Ancak bu konuşma kulaktan kulağa diğer köylere yayılır ve aya gidecekmişsiniz diye dalga geçmeye başlar civar köyler. Bunun üzerine bizim dışlanmış ikilimiz alkolik motorcu ile köçek çoban aya gitmeye karar verir. Bunların yanına aya gidicem durumumu düzelteyim sizi de yanıma aldırıcam diyen genç adam ve ailesinden uzaklaşmak isteyen genç kız da katılınca Türkiye ilk aya gitme denemesini 1957′de bu dört cesur astranot ile yapar.

Kutluğ Ataman konuyu Erzincan’daki bir köyde o köyün halkıyla beraber foto roman tadında gerçekleştirmiş. Üstüne de olayları yine köy halkından biri anlatmış. Sonuçta kahkaha yönü bol olmasının yanında köy enstitülerinin sosyolojik durumunu, anadolu köyündeki sosyolojik durumları önümüze seren bir film çıkmış ortaya.

Son olarak bir rahatlamamı paylaşayım. İstanbul Film Festivali‘nde de bilgisayar ekranını gördüm ya bizim festivalde ne yapsak sorun etmem artık. Demekki herkesin başına geliyormuş kardeşim. Ama ben diyorum harddiskten göstermek lazım o filmi.

Çok Film İzliyorum Yakında Kafayı Yiyecem

17 Apr

Film festivali başlamasıyla iyice gaz olup bir ton filme gittim. Üstelik geçen sene kadar heyecanlandırıcı filmler kaynamasa bile. Absürdistan, Yossou Ndour, Gerçek Şaolin, Tulpan, Uzak İhtimal, Tapınma, 35 Tek Rom, Mutant Aliens, Üç Maymun, Hayat Var ve $9.99 şimdilik gittiklerim. Daha gideceğim Bu Filmde Ben De Varım, Eldorado, Rumba için biletim var ayrıca Aya Seyahat ve Der Baader Meinhof‘e de giderim diyorum. Tabii arada izlediğim Pembe Panter 2‘de süttendi sayılmaz =)

Genel olarak izlediğim filmlerin çok iyi hatta çok iyi çıktı. Festivalde müthiş diyebileceğim üzerimde etki bırakan bir film olmadı ama iyilerdi. Festivale bu kadar gitmeme rağmen her birinin kopuk olması aslında festivalin daha çok bir film gösterimlerinden oluşmasından başka bir şey değil. Sadece Türk filmlerinde Efes bira ve galalarda da Kayra şarap ikram ediyor. Ona da ne kadar kaynaşma ortamı dersiniz bilemem.

Film yorumları yakında =)

Film Festivaline Başladık: Milk ve İt İti Isırır

6 Apr

Orjinal Harvey Milk

Orjinal Harvey Milk

Bu gidişle en ilgiyle takip ettiğim film festivali olacak. Şimdiden iki günde iki film yaptım üçüncü günde de filmim var :) üşenmezsem gidicem. Peki nelere gittim. İlk olarak Ergin‘in söylediği İt İti Isırır‘a gittik festival açılışını yaptık. Bir şey bilmiyordum film hakkında sadece isminden dolayı vur kır bişiler olacaktı. Film bir işkence sahnesiyle başlıyor ve parayı almaya çalıştıkları adamı yanlışlıkla öldürüyorlar. Evi aramaya başlayan üç adamdan Peñaranda parayı buluyor ve diğerlerinden gizlice alıyor. O parayla kaçıp kendine yepyeni bir hayat kurmayı planlıyor. Ancak paranın miktarı büyük olunca büyük patron dahil herkes paranın peşine düşüyor. Kolombiya mafyasının bu iç hesaplaşması içine ek hikayeler alarak zenginleşerek karşımıza geliyor. Sonuçta it iti ısırıyor ama biraz boku çıkıyor. Keşke iş adelanın sapığı ile sonlansaydı. Sonu dışında bir çok yerinde beni içine almayı başaran İt İti Isırır süper olmasa bile izlemeye değer.

Ktunnelciler için linkKurtulayım Youtube sorunsalından diyelen için

Tabiki sıradaki film Milk. Bu filmi izlemek için tonlarca neden bulabiliyorum kendime. Sean Penn, Gus Van Sant, eşcinsel haklarıEşcinselliğini gizlice yaşayan Harvey Milk‘in uyanışı ve sonrasında onu belediye meclis üyeliğine ulaştıran yolu konu alan film festivalin en iyilerinden biri olduğu kesin. Sean Penn‘in James Franco ile tanışıp çıkmaya başladığı sahne ve tüm geylerin fiziklerinin muntazam olması dışında film gerçeklikten çok kopmamış ve bir çok noktada mucize bekleyen izleyiciye hayır hayatta bunlar da vardır diyor.

Sera‘nın aksine bence filmde bir iki yan roldeki kişi hariç genelde oyunculuklar olduça başarılı ve filmin içine çekebiliyor. Ayrıca Gus Van Sant mühtiş bir yönetim göstermiş. Önceki daraldığım çocuk problemlerinden sonra bu film onun yönetmenliğini rahatlıkla tatmama neden oldu.

Ktunnelciler için linkKurtulayım Youtube sorunsalından diyelen için

Milk ayrıca bizi eşcinseller hakkında bir kere daha düşünmeye itiyor. Ülkemizde hala ezilen, zor durumda bırakılan hatta öldürülen eşcinselleri görmezden gelmemeli ve elimizden geldiğince destek olmalıyız. Devlet bile onları kabul etmezken her girişim çok önemli bir hale geliyor.

Festival havasını bir Atlas bir de Emek‘te solumaya çalıştım burnuma hiç koku gelmedi. Festival sadece film gösterimi havasında geçiyor. Benim IAF için bunu beceremediğimize o kadar da üzülmemem gerekiyor gibi hatta yapacağımız en ufak şey bile ortamı güzelleştirmeye yarayacak gibi duruyor.

Film Festivali Mıncıklama 1

18 Mar

İstanbul Film Festivali gene acayip bir sürü filmi bir araya toplamış. Ben de gözüme çarpanlar hemen bilet almazsam uykularım kaçar dediğim bir kaç filmi çizdireyim.

Ktunnelciler için Youtube linki | Bunaldım artık bu Youtube sorunsalından

$9.99

Animasyon Festivali için düşündüğümüz filmlerden biriydi. Artık biz de yönetmeniyle beraber getiririz. Bu senenin merak edilen filmlerindendi. Muhtemelen animasyon camiasında bolca adından söz ettirecek bir film. Tatia Rosenthal‘ın bu ilk uzun metrajı.

Rumba

Geçen gün Bir Film‘in sitesini dolaşırken karşılaştım bu filmle. A ha enteresan duruyor dedim. Sitesine bakınca enteresanlık yanına komediyi de aldı. Çok eğlenceli bir film çok her ne kadar Rumba sevmesem de. Dominique Abel, Fiona Gordon ve Bruno Romya üçlüsü kendileri çekmiş kendileri oynamışlar.

Zamanın Tozu

Ünlü Yunan yönetmen Theo Angelopoulos‘un son filmi Zamanın Tozu üçlemenin ikinci filmiymiş. Ağlayan Çayır beni inanılmaz etkilemişti. Ancak en çok etkileyen parçalardan biri oyuncular ve onların tiyatral oyunculukları. Bu filmde ise Willem Dafoe gibi Hollywoodlulara güvenilmiş. Görsel olarak yine güçlü gözüken bu filmi kaçırmamalıyım kaçırmamalıyım kaçırmamalıyım kaçırmamalıyım kaçırmamalıyım kaçırmamalıyım…