
İyi eğlenilmiş bir akşamın arkasından güzel bir pazar sabahı. Kahvedan‘da yapılan kahvaltı. Her ne kadar tatmin edici olmasa ve daha iyi gidilebilecek bir çok seçenek olsa bile kötü diyemeyeceğim hatta tavsiye edebileceğim bir mekan.

Ardından Galata Kulesi‘nin dibindeki favori mekanlarımdam Ceneviz Kahvesi‘nde bir Türk kahvesi. Gerçekten iyi yaptığını düşündüğüm yerlerden biri. Ayrıca içerideki kahve takımlarına bir göz atmanız ufakta olsa bir kolesikyona tanık olmanıza yetecektir. Ayrıca Galata‘nın huzurlu ya da bazı anlarda huzursuz ortamı Ceneviz Kahvesi’ni daha güzelleştiriyor.

Arkasından başka bir favori Ömer Abi’nin yeri. Karaköy balıkçılarının hemen arkasındaki balık lokantası. İsmini bilmiyorum Lale ve Fisun ikilisi biliyorsanız paylaşırsanız sevinirim. Sonuçta burada amme hizmeti yapıyoruz. Burası derme çatma da olsa her gidişinizde lezzetli balık yiyebileceğiniz yanında rakınızı eksik etmeyeceğiniz nadide mekanlardan biri. Hele Ömer abi de oralardaysa onunla da ufaktan muhabbet edebilir geceyi burada tamamlayabilirsiniz.

Ama hayır görev bilince günün üçüncü favori mekanına doğru bizi yola koyuyor. Arka Oda. Amaç, bir Kulaktan Kulağa konseri için İstanbul’da sürtmeye devam eden David Brown. Tabiki her zaman olduğu gibi üç maymun içilir biralar içilir kafalar güzel David’e canımsın gibi sözler ile sarkılır. Çevremde üç maymun içmemiş sessiz sakin oturan hain insanlara üç maymun içirilir ama beğenip beğenmedikleri sorulmaz çünkü idrak denilen şey artık kalmamıştır. Konserin ikinci bölümünde, girişte elimize tutuşturulan bir kağıttan okuduğumuz yeni Brazzaville şarkısı söylenir. Konser biter eve gidiş yolunda kafa yerde bir kez sektirilerek 1.5 diş ele alınır. Of çok diş muhabbeti yaptım ama napayım iki hafta öncenin yazılması gereken yazıları bunlar. Kestik.