Tag Archives: babylon

Ship of Fools

6 Jun

Uzun süredir aksattığım yazıları mı tek tek ekliyorum. Bunların arasından en çok yazmak istediğim ise Ship of Fools’du. Bant’ın bir önceki konseri tek kelime ile müthişti. Tamam artık sürekli gördüğümüz Alex Hacke hakkında bir bilgim vardı ama karısı Daniella ile beraber Ship of Fools projesinde multidisipliner bir çalışmaya imza atmışlar. Daha önceden tanımadığım Daniella de Picciotto’nun myspace sayfasına girince aynı anda onun illustratör de olduğunu gördüm. Bu saniyeden sonra performansdaki görsellerdeki acayip kafanın nereden geldiğini anlamak çok da zor olmadı.

Ship of Fools, Sebastian Brant’ın 1465′de yazdığı bir kitap. Kitap dini ve kültürel öğeler üzerine eğilmiş ve tabiki bunu Katolik Kilisesine yakın bir şekilde gerçekleştirmiş. Alex ve Daniella ise bunu bir gösteri haline çevirirken bu dayatmacılıktan çıkartıp daha çok kültürel ve dinsel farklılıklardan dolayı oluşan çatışmaları sorgulamışlar. Bunu yaparken her gittikleri ülkenin yerel kültüründen parçalar almışlar. Performanslarını müzik video ve okuma şeklinde gerçekleştiriyorlar ve bu okumaları özellikle gittikleri ülkelerin dilinde yapmaya çalışıyorlar. Ancak İstanbul performansı Babylon’da olduğu için daha bir konser havasına büründürüp gerçekleştirdiler.

Performansın başında bir rock’roll country havaları eserken sonuna doğru elektronik müziğe kayan bir performansları vardı. Konserin sonuna doğru çaldıkları parçaların tam olarak isimlerini bilmesemde bombaydılar. Hatta uzun zamandır bu kadar aklımı alan bir performans görmemiştim diyebilirim. Videolar ise sınırlarda dolaşıyorlar. Okumalar yapılmadığı için herşeyi tam anlayamadık ama yine de başından sonuna bir hikaye anlatan bu hikayeyi oldukça destekleyen Daniella’nın tarzına has videolar çok başarılıydı.

Dreadzone

17 Apr

Film festivali ile beraber güzel etkinliklerin de gelmesi bir yandan da işlerin yoğunluğu yazılarımı biriktirdi. Ama bir şekilde paylaşacağım hepsini. Daha önce Rock’n Coke‘ye gelmiş ama gitmediğimiz senelerden biri olduğu için haberimiz olmadı. Sonra beleş Radarlive‘ın assolisti tadında çıkıp geceye müthiş bir nokta koymuşlardı. Üstelik o gün izlediğim 8 grubunda sahne performasının mükemmel olduğunu düşünürsek en iyi noktayı koymak ciddi zor olacaktı ancak Dreadzone çok acayipmiş.

Geçen haftasonu Babylon‘da iki konser verdiler. Cuma günkü konserde sadece kendileri vardı. Ama Cumartesi akşamı Murat Ertel ve Fairuz Derin Bulut da sahne alacaktı. Tabiki kaçmayacak bir performans olduğu açıktı kaçmadıda. Öncesinde çikolatadan yapılan çikolatalar ile mutlu ardından herbiri birinden farklı bir ton içki tabiki sona güzel bir White Russian ile Dreadzone için son hazırlıklar yapılmıştı. Babylon‘a varınca daha konsere 20 dk olduğunu öğrendik ve her delirme akşamı öncesi yaptığımız gibi Otto‘ya gidip fındık votka patlattık. Ara bilgi olarak söyleyim fındık votka Otto’da pahalıdır ama diğer yerlerden kat be kat güzeldir. İçeri girişimde djnin yanına attığım montta adam şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemedi ben direkt en öne daldım. Beni uğraştırmadı sağolsun =)

Konser yeni başlamıştı biz girdiğimizde ve çoğunluğu Fairuz’dan oluşan bir kadro çalıyordu en arabeskinden. Ardından geri kalan Dreadzone elemanları da geldi ama vokal Spee bastonla çıktı sahneye galiba ayağını incitmişti. Gerçi sağlam olsaydı kesin yetmezdi ona o sahne hatta oturduğu yerden bile baya gazdı. Bir ara Murat Ertel’de geldi. Sarhoşluğun etkisiyle sürekli bağırıyordum ve tepiniyordum ama iki saat nasıl geçti anlamadım bile. Dreadzone dub, reggea altyapılarını elektronik ile zenginleştiren bir grup ama esas özellikleri sahne enerjileri. Normalde oturup reggea dinlemem pek ama bu adamları bir dahaki gelişlerinde de izlemeye hazırım. Gecenin bana tek kaybettirdiği Messer Chups konserine gidememem oldu. Ne yapalım birini seçmeliydim.

Bu videoyu bulduktan sonra anladımki Spee’nin bacağında ciddi bir sorun var ama hala tepiniyor.

Beklediğim Gibi Olmasa da Güzel Bir !Deladap

3 Mar

!Deladap

!Deladap

İki sene önce Chill Out Festivale geldiklerinde kaçırdığım ve kaçırdığıma üzüldüğüm !Deladap Babylon‘daydı. Kaçmazdı kaçmadı tabiki. Ayrıca Chill Out Festivali de güzel bir festival olduğunu ve gelen isimlere o kadar aldanmayıp, oraya gidip grupların performanslarını görmek lazım. Geçen sene ilk kez gittiğim festival favorilerim arasına girmişti.

Bu sefer çok sarhoş olmayacağım diyip yine sarhoş bir şekilde gittiğim bunda Otto‘nun az katkısının olmadığı bir konserdi. İyiki de sarhoştum çünkü !Deladap‘ın hem 2 saatlik uzun performansları hem de latin taraflarının ağır bastığı bir konserdi. Çok sevmediğim bir müzik olan latin müziği alkolünde etkisiyle bir iki kalça hareketiyle geçiştirdik. Ancak !Deladap genel tarzı itibariyle sevdiğim bir grup olduğu için konserin genelinden iyi bir keyif aldım. Babylon bir çok geceye oranla Cuma akşamı boş olması ise biraz enteresandı. Şuursuz bilet alıcılarının bir numaralı mekanı Babylon bilet satsa bile izleyiciler salla ya gitmeyelim dedikleri bir gece olmuş.

Beni Unutmuşsun Tamir

10 Feb

Balkan Beat Box

Yüz defa da gelse yine heyecanla bekleyeceğim grup Balkan Beat Box yine müthiş performansını benden esirgemedi. Gerçi Tomer Yosef hafif hasta gibiydi sanırım yoksa kazakla durmazdı. Normalde Kaan Tangöze gibi üstsüz takılmayı sever. Buna rağmen iyi performanstı tabiki izleyici ise gayet alakasızdı. Ayağıma basıyosun tepkilerinden de geri kalmadılar. Sen nereye geldin nerde duruyorsun. Neyse densiz izleyici kitlesini geçtikten sonra son olarakta geçen sene saçma sapan şeyler söylediğim Tamir‘e güvenlik çocuğunu atlatarak ulaştım. Ve herşey kafam güzelken hacı bir fotoğraf çekilelim tribiydi şimdi çekilelim mi diyip geceyi şu mutlu tabloyla bitirdim.

Tamir ve Şebek Bakışlı Efe

Tamir ve Şebek Bakışlı Efe

Arkasından Lokal‘e gitme şansımız oldu ancak elektronik müzik tadından dolayı gençler pek sevmedi ve çıktık. Kısa da olsa gördüğüm kadarı ile güzel bir kalabalık vardı. Ortam genelde dedikodu üzerine dönüyordu. Merakımı tam gideremedim ama umarım daha eğlenilen bir otam ile karşılarım.

Ardından Sefahathane‘ye girdik. Pek sevmesemde fena olmayan müzikleri ile idare edebilen bir mekan. Aslında güzel ortam oluşabilir ama bir türlü insanları orada oynatmayı beceremiyorlar halbuki oynasınlar diye dans edilecek şarkılar çalıyorlar bolca.

Gecenin sonu gelmek bilmiyor demeyin geldi ama son bir işkembeci sefasının ardından. İşkembe sevmem o yüzden mercimek çorbası içerim ama bu sefer Lale İşkembecisi‘nde yaprak kokoreç varmış ve hayatının büyük bölümünü ağzına koymayan bana müthiş bir kokoreç yedirdiler. Zaten tamamen doluydu insanlar hala onları seviyor onlar da kalitelerinden taviz vermiyorlarmış.