Clara Luzia
19 Feb
Gecikmeli yazılarımın sonuncusuna geldik. Daha önce uçurumdan yuvarlanan kasetçalar‘da kısaca bahsettiğim Arka Oda‘daki Clara Luzia konseri. Arka Oda’daki Kulaktan Kulağa konserlerini pas geçemiyorum. Aslında hazırlıksız olduğum konsere o günün sabahında Myspace‘den 6 şarkısını tonlarca kez dinleyerek. Haberin olsun Clara yaklaşık 100 kadar dinlenme sayısı benden geliyor. Özellikle Morning Light’a hayran kaldım ve vouv diyerek heyecanla konsere gittim.
Tabiki öncesinde Kadıköy‘e her gidişimde uğramayı planladığım Pilavcıoğlu‘na uğrayıp eskisi kadar güzel olmayan bir pilav yedim. Aslında pilav sevmesemde bu konsepti çok seviyorum galiba. Yıllar önce kardeşimin götürdüğü ve pilav lokantalarının başını çeken Dadaş Pilav‘cıdan alıştığım ve bulunduğum konuma göre tercih ettiğim lokanta oldular.
Arkasından Arka Oda ve gençleri beklerken oturup bir bira. O sırada Arka Oda‘nın her ay bir illustratör ile hazırladığı (bu ay fotoğraf vardı) aylık programa bakmaya başladım ve bir köşesinde Clara Luzia ile yapılan bir röportaj var. Gözüme ilk çarpan konserlerde çalmayı en sevdiğim parça Morning Light demesiydi. Ben de seni seviyorum Clara.
Sonra gençler geldi ve biraz sonra konser başladı. Arka köşedeyiz ve hiç birşey görmüyorum. Malesef Arka Oda’nın handikapıymış böle oldu bu seferlik. Biraz hasta olan Clara öhö öhö sesim kötü demeler ile şarkılarını söylemeye başladı. Oh öh köh derken dedi bir bira içelim. Biz de hemen güzel bir yere konuşlandık bekliyoruz. Biraz sonra teknisyen geldi ve ses sistemini toplamaya başladı. Eee nooldu konser bitti nası ya 45dk. Üstelik Morning Light’ı bile söylememişti
Ama sevmiştim şarkıyı bir kere gittim The Long Memory albümünü aldım tekrar tekrar dinlemek için.




