Archive | Etkinlik RSS feed for this section

Eşcinseller’den Onur Yürüşü

28 Jun

Her sene tüm dünyada düzenlenen onur yürüyüşü ve bir hafta boyunca düzenlenen etkinlikler Türkiye’de de yapılıyor ancak hala oldukça çekingen. Uzun zamandır denk gelememiştim bu sene yürüyüşe katılma fırsatım oldu. Katılan grup oldukça büyüktü hatta Radikal‘e göre 5000 kişi. Bu işin güzel kısmı ancak biliyoruzki bunun kat be katı var ancak hiç biri ben eşcinselim diyemiyor. Çoğunlukla dışarıdan gelecek tepkilere çekiniyorlar. Zaten yürüyüş sırasında çevredekilerin bakışları da niye çekindiklerini açıklayabilirdi.

Dünya’da yapılan etkinlikler daha çok bir karnaval havasında geçiyor. Karnaval diğer insanların eşcinselleri kanıksamasında oldukça yardımcı oluyor diye düşünüyorum. Ama diğer taraftan da karnavallarda sınırlar da biraz daha fazla zorlandığı için Türkiye’de bunun gerçekleşmesi o kadar da kolay değil. Umarım yakın zamanda ülkemizde de görme şansı bulacak kadar insanların hoşgörüsü artar.

Beni şaşırtan son bir konu daha bu kadar çok kişinin katıldığı bir etkinlik olsa bile facebook, twitter gibi sitelerde paylaşım oranının düşüklüğü hala beni şaşırtıyor.

Bi sürü fotoğraf görmek için tık tık.

İstanbul 2010 Sıçışlarda: The Morning Line

3 Jun

Dedilerki Eminönü Meydan’ında efendime söyliyim Sigur Ros olsun Sonic Youth olsun bir sürü grubun elemanları performans sergileyecek. Kaçar mı kaçmaz. Ama o gün de deli gibi yağmur yağdığı için hafif noolcak acaba düşünceleri ama neyseki yağmur durdu Eminönü yolu tutuldu.

Olay yukarıda gördüğünüz metal konstrüksiyondaymış. Onun içerisindeki ses sistemi sayesinde içinde bize farklı bir deneyim yaşatacakmış. Bu alet içinde dünyaca ünlü müzisyenler beste yapmış. Ayrıca açılışın ilk dört akşamında da hemen orada besteyi yapanlar konser verecekmiş. Tabiki yağmur yağdığından çeşitli aksamalar gözden kaçmıyor. Mesela aletler bozulmasın diye şemsiye falan örtmüşler. Dünyanın en büyük festivallerinde headliner olarak çıkmış grupların elemanları için yaklaşık 10m2 lik devasa bir sahne hazırlanmış ve üstünede algida şemsiyesi konmuş ıslanmasın genç osmanlar diye. Sahnenin tam karşısında ise 100 kişilik tribün konulmuş. İşte belediyeden gelenler falan otursun diye. Islanmasın yavrucaklar diye de üstü kapalı olanından gelmiş.

Neyse açılıştaki saçmalıklar silsilesi bitti. O demir şey Eylül ayına kadar orada olacak Eminönü’nden geçerken bir uğrayın tam içinde biraz takılın derim hakikaten etkileyici.

Açık Kapı Festivali Güzel Ama Kısıtlı

22 May

Festival çok güzel bir fikirmiş, gerçi yurtdışında muhtemelen benzerleri vardır ama Türkiye için çok iyi. Şehre olan duyarsızlığı düşünürsek de çok güzel bir noktada duran bir etkinlik. Festivali ilk duyduğumda hemen sitesine girerek başvurmak istedim ancak neredeyse tüm kontenjanlar dolmuştu. Sadece Borusan Kültür Evi gibi zaten halkın ziyaretine açık bir iki bina kalmıştı. Onlara da katılmak mantıksız geldi.

Etkinliğin içeriği İstanbul’daki önemli binalara belirlenmiş zamanlarda tur düzenlenmesi. Mesela Selimiye Kışlası’nı veya Doğan Apartmanı’nı gezme fırsatınız oluyor.

Bana göre etkinlik daha uzun bir süreye yayılması ve daha yoğunluklu olarak haftasonlarında yapılması katılımı ciddi oranda arttıracaktı. Hem de gezmek isteyen bir çok kişi gezme fırsatı bulacaktı.  Umarız önümüzdeki senelerde bizlere de fırsat olur bu güzelim binaları ziyaret etme şansı buluruz. Bana kalsa hepsinin halka açık alanlar olması lazım ama neyse.

Tongaya Düştüm! Why? Yarın Akşam Indigo’daymış :)

26 Apr

Sevdiğimiz konser serisi Bant City Stars by Converse’in bu ay ki konuğu Why?. Önümüzdeki ay da Atlas Sound var, demedi demeyin.

Yusuf Amca’dan Hat ile Resim Karması

22 Apr

Uzaylı babası, Trabzonlu, İsviçre fatihi ve ressamdır kendileri. Ama resimlerini hiç görmemiştim hatta kendi çapında takılır sanırdım. Meğersem geçmişi şaşalıymış Yusuf Katipoğlu‘nun. Son sergisi de Asmalımescit’teki Galatea Art‘ta. 20 Mayıs’a kadar da sergi sürecek dediler, peki dedik. Sergide Yusuf Amca’nın deniz sevgisini görmüş, dalgaların içine yedirdiği figürlere hayran kalıp, Nuh’un gemisine tutulduk.

Kültür Başkenti’nden Anladığımız Havai Fişek ve Tarkan

17 Jan

İstanbul, 2010′da Avrupa Kültür Başkenti olacağını duyduğumda çok heyecanlanmıştım. Heyecanım bir süre sürdükten sonra ekip içerisindeki sorunlar ve projelerdeki aksamalar heyacanı üzüntüye çevirdi. Dün resmen İstanbul Kültür Başkenti olduğunu ilan etti. İlan ise her zamanki gibi havai fişek ve Taksim’de Tarkan idi. Ocak ayında açık hava konseri ile açılış yapılması da garip bir fikir olmuş. İlerleyen günler içinde beni heyecanlandıran bir aktivite malesef yok ufak tefek etkinlikler ile yine idare edeceğiz.

Bütün bunların yanında AKM hala kapalı, Taksim Meydanı’ndaki Atatürk Heykeli bir ay önce bakıma alındı hala kapalı. Muhsin Ertuğrul Sahnesi yeni açıldı ama başka bir tiyatro sahnesi yapıldı mı? Sultanahmet’te ne değişti? Yeni hangi bina yapıldı veya hangilerinin restorasyonu yapıldı?

Küpşehir

14 Jan

Dün akşam açılışına gittiğim Küpşehir sergisi ilk başta ilgimi çekmiş olsa bile sonrasında biraz hayal kırıklığı idi. Bir kısım karakterler üzerinde oldukça uğraşılmışken bir kısmı sanki son dakikada yetiştirilmiş gibiydi. Ayrıca yaratıcılık konusunda da biraz kısırdı karakterler. Ondandırki çok durmadım.

Alanistanbul‘a da ilk gidişim oldu. Yolu bulamayıp dönerken sergiden sergiye gördüğüm Pick.me Sadi bana yolu gösterdi gidebilmiş oldum. Sergi alanı oldukça dar ama konumu güzel bir sergi binası da güzel. Zaten Galata’da binaların hemen hiç biri boş geçmiyor. Ancak açılış biraz sakindi muhtemelen bir gün önceki Aslı Çavuşoğlu‘nun Dünyayı Nasıl Dolaştım sergisine gidelmesi ve yağmurunda etkisiyle.

Amber’i Gene Kaçırdım

3 Dec

Tamam her sene festival nedeniyle Amber’i kaçırıyordum. Ancak bu sene o da yoktu ama nasıl olduysa becerdim ve kaçırdım. Hatırlıyorum açılışına gidecektim önemli toplantıyı koydular çakıldım kaldım ancak sonraki günlere ne oldu? Bu sefer Amber videolarını internette paylaşmış da sonradan izleme fırsatım oldu.

The Prodigy ve Santigold

21 Jul

The Prodigy

The Prodigy

Rock’n Coke‘ye gitmeyecektim ama standart gaz anlarımızdan ve gaz ekürim İlker sayesinde son anda hadi gidelim diye gaza geldik. Neyse Rock’n Coke‘ye gelirsek İstanbul Park’ta olması benim  bir numaralı gitmeme nedenlerimden biriydi çünkü asfaltta yanıp tutuşacaktık. Rock’n Coke‘un aslında adındaki gibi bir müzik festivali olmaması sadece bir konserler zinciri olması da ne olursa olusun gidelim kafasına sokamıyordu beni. Bu zincirde bu sene beni tek etkileyen grup Santigold du. Onun dışında yıllardır beklediğim ama o kadar hevesimin kalmadığı Kaiser Chiefs‘de başka bir nedenimdi gitme isteğimin yeşermesinde. Bunların dışında beğendiğim Razorlight, Cartel, aslında müziklerini dinlemesem bile son albümleri ile beni hafiften etkileyen Prodigy. Tabiki sahne şovlarını merak ediyordum o apayrı bir konu.

Neyse beni Rock’n Coke’ye karşı isterik yapan konulardan sonra gelelim festivale. Daha önce dediğim gibi İstanbul Park fena. Otoparka geliyoruz çevresi geniş bozkır bi tane ağaç yok. Yolda içtiğimiz içkileri hızla bitirmeye çalışıyorum otoparkta yasak tam kalanları sakladıkki bi baktık kimse arabayı aramadı hatta otoparkta bira içen tipler. Otopark’ta içilmesine izin vermeleri iyi olmuş. Gerçi vermeselerdi benim işime gelecek ve cumartesi günkü konserlerini izleyebilecektim. İzleyemedim sıçtım. Olan İlker‘le Sertaç‘a oldu tekrar teşekkürler çocuklar. Ayrıca Prodigy izlemek istedikleri için beni de alıp konser alanına gitmeleri iyi oldu muhteşem bir konser izlemiş oldum. Neyse otoparktan sonra bi ton yol yürüyüp ana girişe geliniyor, oradan geçtikten sonra yine bir labirent. Sonrasında servise binip bir süre daha gidiyoruz o bitiyor yine yürüyoruz konser alanına ulaşıyoruz. Hepsi tuttu yarım saat. Arabada bişi unutsak gitti iki konser. Festival alanına girince iyi güzel sahneler müthiş, ses sistemleri iyi ama onun dışında çeşitli sponsorlar stand açmış bi de lunapark başka da bişi yok. Kampçı falan olsak felaket, can sıkıntısından öl.

The Prodigy
Normalde Prodigy dinlemem ama son albümünden bir kaç parça duyunca konserlerinin iyi geçeceğini anlamıştım. Sahneleri çok iyi performansları süper abilerin. Ayrıca anladımki bateri ve gitarın elektronik müzik yapmada bu denli kullanılması beni oldukça etkiliyor. Ayrıca iki vokal ile birini müthiş destekliyorlardı. Sürekli hareket halindeler ve sahneyi tamamen dolduruyorlar. Üstüne yıllardır bildiğimiz ve sağda solda duyduğumuz şarkıları da çaldılar. Keşke enerjim olsaydı da şöle bi delirebilseydim. Bir de Keith’in kemerine hasta oldum sahneye çıkarsam ben de ondan istiyom.

Santigold
Çoğunun adını bile bilmediği festivalin en sonuna konup minimum kişinin izlenmesi sağlanan ancak bana göre Prodigy’den sonra en iyi sahne Santigold‘a aitti. Tabiki anasahnedeki şaşalı sahnelerin yanında çok daha mütavazi kalıyordu ancak beni etkilemekte çok zorlanmadılar. Linkin Park işkencesinden sonra ilk kez gittiğim alternatif sahnede biraz sonra garson kılıklı üç müzisyen ardından otel komisi tadında robotik iki abla ve tüm rüküşlüğüyle Santigold sahneye çıktı. Kıyafetlerle yaptıkları ilk süksenin ardından electro dub müzikleriyle şıkır şıkır oynamaya başladık. Tabiki You will find a way ile keyfime keyif kattı.

Kaiser Chiefs
Tabiki sahnelerinin iyi olduğunu bildiğim ve ilk albümünü çok sevdiğim Kaiser Chiefs sahneye çıktığında Ricky Wilson‘ın coşkan performansı sayesinde bir çok kişiye göre Rock’n Coke’nin en iyi performansını sergiledirler. İlk albüm sevenleri mağdur etmeyip bolca çaldılar.

Razorlight
Sahneye ilk çıktıklarında çok az seyircinin gelmiş olması biraz can sıkıcı gibi gözükse bile Razorlight‘ın da ilk anlardaki klasik ingiliz beğenmemişliklerini üzerlerinden atmasıyla çevredekilerin oldukça ilgisini çekmişki konserin sonuna doğru ortalık iyice kalabalık oldu. Çocukların konserin ortasından sonra coşan performansları da oldukça iyiydi. Onlar çaldıkça ben oha bu şarkıyı da çok seviyorum bunu da seviyorum dedirtti. Galiba ben bu adamları baya seviyorum.

http://www.youtube.com/watch?v=wwyuHjBKAWA

Manga vs Cartel

Manga vs Cartel

Manga vs. Cartel
İkinci gün gördüğün ilk performanstı ilk vardığımda Cartel sahneye girdi ve Kankardeşleri söylemeye başladı. Sahneye koşarak yetiştik ve mafya kıyafetleriyle sahne doluşmuş Cartel’i ilk kez dinlemiş oldum. Herkes gibi Kankardeşlere her çaldığı yerde söyleyerek eşlik eden benim için Pazar gününe iyi bir başlangıç yapmış oldum.

http://www.youtube.com/watch?v=yY7qXOl9124
http://www.youtube.com/watch?v=U-nIT7Yhiw0

Çok uzun olduğu için karman çorman yazdığım bu yazıda son olarak demek isterimki Rock’n Coke bir müzik festivali değildir. Müzik festivali dediğinin adı Roskilde‘dir. Bakalım bi kere daha heyecan yaparsam bir de Roskilde yazısı yazarım aradaki fark çıkar ortaya.

Ship of Fools

6 Jun

Uzun süredir aksattığım yazıları mı tek tek ekliyorum. Bunların arasından en çok yazmak istediğim ise Ship of Fools’du. Bant’ın bir önceki konseri tek kelime ile müthişti. Tamam artık sürekli gördüğümüz Alex Hacke hakkında bir bilgim vardı ama karısı Daniella ile beraber Ship of Fools projesinde multidisipliner bir çalışmaya imza atmışlar. Daha önceden tanımadığım Daniella de Picciotto’nun myspace sayfasına girince aynı anda onun illustratör de olduğunu gördüm. Bu saniyeden sonra performansdaki görsellerdeki acayip kafanın nereden geldiğini anlamak çok da zor olmadı.

Ship of Fools, Sebastian Brant’ın 1465′de yazdığı bir kitap. Kitap dini ve kültürel öğeler üzerine eğilmiş ve tabiki bunu Katolik Kilisesine yakın bir şekilde gerçekleştirmiş. Alex ve Daniella ise bunu bir gösteri haline çevirirken bu dayatmacılıktan çıkartıp daha çok kültürel ve dinsel farklılıklardan dolayı oluşan çatışmaları sorgulamışlar. Bunu yaparken her gittikleri ülkenin yerel kültüründen parçalar almışlar. Performanslarını müzik video ve okuma şeklinde gerçekleştiriyorlar ve bu okumaları özellikle gittikleri ülkelerin dilinde yapmaya çalışıyorlar. Ancak İstanbul performansı Babylon’da olduğu için daha bir konser havasına büründürüp gerçekleştirdiler.

Performansın başında bir rock’roll country havaları eserken sonuna doğru elektronik müziğe kayan bir performansları vardı. Konserin sonuna doğru çaldıkları parçaların tam olarak isimlerini bilmesemde bombaydılar. Hatta uzun zamandır bu kadar aklımı alan bir performans görmemiştim diyebilirim. Videolar ise sınırlarda dolaşıyorlar. Okumalar yapılmadığı için herşeyi tam anlayamadık ama yine de başından sonuna bir hikaye anlatan bu hikayeyi oldukça destekleyen Daniella’nın tarzına has videolar çok başarılıydı.