Archive | May, 2009

Üzdün Beni Marnie

28 May

Bu sene keşfedik o ha ne süpermiş dediğim gruplar arasından herhalde tek gelen grup Marnie Stern‘di. O yüzden oldukça heyecan yaratmıştı bende geliş haberi aylar önceden. Bant konseriydi ve hemen hepsi bomba oluyordu. Gerçi son zamanlarda baya alternatif gruplara yönelmeleri git gide gelen sayısını azaltmıştı ancak Marnie bir çok bünyede heyecan yaratmış olsa gerek bir çok Bant konserinden kalabalıktı.

Konser başladı en sevdiğim Transformers ile girdi olaya Marnie ve çok iyi gibi geldi bana. Ancak arkasından gelen şarkıların yeterli başarıda olmaması, sürekli batının en hızlı gitaristiyim tavrından kelli rockçı tadı sololar ve cidden kötü bir ses ile üzdü beni.

Chillout Festival

27 May

Geçen senenin en iyi kadrolarından birine sahip olan Chillout Festival bu sene de geçen seneki kadar olmasa da yine de iyi bir kadro ile gerçekleşti. Festival alanında saat 11den beri bulunmak biraz sıkıcıydı tabi ancak güzel bir gün olacağı için hiç problem değildi. Tek sıkıntısı bile bile kavrulacaktık öle de oldu kırmızı efeydim günün sonunda. Neyfe saat 3 gibi konser başlayıncaya kadar bir cd takmışlar onu döndürüyorlar. Arada bi parça çıkıyor git gide hayran oluyorum nerden öğrenirim ben bunu diye aklımdan geçiriyorum ama sonra salladım.

Festivalden biraz bahsetmek gerekirse konum yer çok ters toplu taşıma yok denecek kadar az ama festivalin kitlesinin %99′unun arabası var. Ama alan çok güzel çevredeki ağaçlar yerlerin çim olması süper artılar ama artık Chillout’a yetmeyecek kadar dar kalmış. Bolca sponsor var hepsi içinde premium kitle orada olunca bolca ikram bolca hediye. Leona şarap heryerde çıkıyor karşıma bolca tadım yaptırdı. Mövenpick dondurmaları da güzelmiş. Vespa‘dan metal bardak altlıkları. Ancak hava kararınca ortaya çıkan ışıklı balonlu Coca Cola Zero‘cular bir anda ortamı aydınlatınca ilgi odağı oldular en başarılı hareket oydu herhalde. Beleşleri bırakıp paralılara geçersek ciddi pahalılar. 10 lira bira biraz bel büker. Diğerlerini söylemiyorum bile.

Neyse konserlere gelelim. Saat 3 oldu ve sonunda sahnede Sattas. İlk defa izleyecektim merak ediyordum. Gayet iyi bir performansları var vokalin sesi oldukça tok ve reggeaye gidiyor. Kendi şarkılarını da yapmış gençler. Onlar da beklediğimin aksine olduça iyi. Türkçe sözleri çok çok iyi yedirmişler zorlama hiç bir şey yok.

Sonra çıkan Jazzamore ise caz ve latin ezgileri birleştirmiş. Daha önceki senelerde !deladap tadında olsalarda onların o çingene havasından dolayı eğlenceliği üzerlerinde olmadığı için çok ilgimi çekmedi ve dolandım durdum o saatler. Sonrasında Yoav sahne aldı. Tek başına sahne alıyor genç. Sürekli gitarına vuruyor ve samplelar alıp o ne haltsa o alete yüklüyor ve tekrar tekrar çalarak ritim yapıyor üstüne de gitar çalıp söylüyor. Fena başlamadı ancak sonrasında baymaya başlıyor tabi.

Bundan sonra o kontrbas sahneye gelince aha noolyo dedim ve yaklaştım. Sahnede Axel Krygier. Gerçekten güzel bir performanstı bir kontrbas, bir bateri ve klavye ve bilgisayar başındaki abi. Zaten grubum başı gibiydi sen gir sen çık sürekli işaret ediyor bir saniye yerinde durmuyor. Elektronik ve saykodelik karışımı müzikleri ile bir çok kişiyi etkileyememiş olsalar da beni kitlediler yanıbaşlarına. Sonra süper uzun aralardan biri için yine gittim bizimkilerin yanına. Sonra tek merak ederek beklediğim grup çıkacaktı Shortwave Set. Daha önce dinlememiştim ama Gazo iyidir abi bunları dinlemek lazım diyince beklenti içine girdim. Sonra başladılar ve o an sabahtan beri dinlediğim süper şarkı Harmonia çalmaya başladı. Biliyodum dedim bu adamlar doğru adamlar. Diğer şarkılar da oldukça başarılıydı. Klasik bir İrlanda tadı aldım gerçi İrlandalılar mı bilmiyorum. Son olarak Lamb sahneye çıkacaktı. Baya önce dinlemiş ve çok beğenmemiştim ama belki canlı fark eder ya da benim müzik zevkim değişmiştir dedim ama malesef. Hiç birimizi sarmadı ve dönme vaktinin geldiğini anladık.

Son bir şey daha söylemek gerekirse. Chillout oldukça mütevazi olmasına karşın efektlerin ve basların oldukça yüksek olması biraz rahatsız ediciydi. Müzik kalitesini düşürüyordu. Ama sonuç olarak güzel bir gündü yine olsa yine giderim diyor seneyi bekliyorum.

Coraline

14 May

Yazamıyorum evet. Üzülerek söylüyorum paylaşmak istediğim çok güzel atraksiyonlar vardı ancak iş yoğunluğu nedeniyle konsantrasyon sıfıra indi. Kafam sürekli başka şeylere kayıyor ancak şimdi olayın sıcaklığıyla bu yazıyı yazmalıyım yoksa zor olacak.

Acayip heyecanla izlediğimiz filmler vardır ve sonra onların yenileri gelsin isteriz. İlk yeni Ölü Gelin (Corpse Bride) idi. Nightmare Before Christmas‘tan sonra yeteri kadar bizi tatmin etmemişti. Şimdi de Coraline‘yi izledik ve o da aslında NBC‘yi arattı. Ama Coraline daha çocuklara yönelik yapılmış bir film bu nedenle çok da fazla eleştiremem.

Çok sevdiğimiz Bigumigu‘nun anası ve babası Aygül ve Yalçın‘ın girişimleri sayesinde Coraline’yi ön gösterimde izleme fırsatı bulduk. Özellikle Aygül’ün üşenmeyip herkese düğmeli yaka kartlarının çok şeker olduğunu tekrar dile getirmek istiyor ve teşekkürlerimi iletiyorum.

Film gösterimi Gmall’daydı. Coraline sayesinde ilk kez bir film izleme fırsatı buldum Gmall’da. Taksimden ulaşım seçeneği yok Taksime yakın olmasına rağmen. Otobüs yok minibüs yok taksi iki saat dolanarak gidiyor. Üstelik o saatte trafik oluyor araba falan çekemem diyorsun. En iyisi yürümekti öle de yaptım İnönü Stadı’na kadar yol güzel olsada bazı yerleri çok dandikti. Birileri Gmall’a ulaşılmasın istiyor yani.

Coraline sayesindeki ikinci ilkim Real 3D deneyimimdi. Gözlükler karizmaydı ancak iki dakika geçmeden gözleri rahatsız ediyor ve filmi karanlık gösteriyor. Üç dört tane atraksiyon dışında bişi olmadı. Üstüne üstlük benim filmin içine yeteri kadar girememe neden oldu. Neyse film çocuları daha çok hedeflediği için 3D doğru mantık olmuş gibi duruyor. Sevinir yavrucaklar.

Gelelim filme. Henry Selick’i daha önce Nightmare Before Christmas’ın yönetmeni olarak görmüştük. Burda da aynı havayı yansıtmayı başarmış, yine korku ve karanlık öğelerini eksik etmemiş. Film Neil Gaiman‘ın kitabından uyarlanmıştı. Bu iki karanlık adamdan nasıl çocuk filmi çıktı onu da anlamadım ya. Hazır Tim Burton yok bari bunu çocuklar izlesin demiş olabilirler.

Film hakkında sürekli çocuk filmi diyorum ama bence her büyüğün de izlemesi gereken bir film. Özellikle bu tarz animasyonlardan hoşlananlar için. Karakterler yine çok başarılı insanlar 3D miydi bu film yahu diye tartıştıklarını bile duyuyordum. Karakter tasarımları, ortamlar on numara. Henry tam kendi tarzını oturmamış olsa bile gayet iyilerdi. Özellikle Mr. B karakterine bayıldım tip, tavır tam bana göre oyuncağı çıksın alayım hemen. Filmin konusu hakkında çok ayrıntılı söylemek istemem bir kaç merak edilecek konuyu bozabilir. Küçük kızımız Coraline sıkıcı ailesinden kaçıp ona herşeyi veren düğme gözlülerin diyarına gider. İşte oradakiler niye düğme gözlüdür, Coraline’yi niçin bu kadar severler. İzlenip öğrenilmesini tavsiye ettiğim bir durum.

Son olarak ise müzikleri keşke yine Danny Elfman yapsaydı. Adam bu gibi filmlere müzik yapmak için doğmuş. Coraline’ın müzikleri açıkçası bende etki bırakmadı çok iyi değillerdi. Bi daha ki sefere artık.

Yay! Hareketi’yle Yeniden SansüreSansür!

11 May

Yay! Hareketi, adı üstünde, yaymaktan geliyor. Sanal ortamda, gerçek hayatta, elimizden geldiğince tepkimizi yaymak anlamını içeriyor.

Bu doğrultuda, elimizde çeşitli malzemelerimiz ve yönetmen arkadaşımız İlkay Kopan’ın çektiği videolarımız var.

11 Mayıs itibariyle, videolarımızı, manifestomuzla beraber bloglarımızda yayınlayarak, ortak bir mesaj vermeyi hedefliyoruz. Aynı gün, aynı mesajla ortaya atılarak kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyoruz.

Öte yandan, videolar ve banner’lar sanalda yayılırken, gerçek hayatta da boş durmuyoruz tabii ki. Tepkimizi internetten çıkarıp, dışarıda da göstermek için poster ve sticker gibi malzemelerimizden faydalanacağız. Amaç belli: Sansür, her yerde karşınıza çıkabilir. Malzemeler de bu doğrultuda hazırlandı, boşlukları malzemeyi kullandığınız yere göre yazabilirsiniz.

Örneğin, posteri bir restorana astınız, boşluğu “Bu restorana erişim engellenmiştir” şeklinde doldurabilirsiniz.

Bu fikirden hareketle aklınıza yeni bir malzeme fikri gelirse, atış serbest. Neler mi olabilir? Tribünlerde “bu tribüne erişim engellenmiştir” pankartı açmak olabilir, yine mecrasına uygun mesajlarla amerikan servis, tişört, bardak altlığı, föy, stensil gibi daha pek çok şey olabilir, bundan sonrası hepimizin hayal gücüne kalıyor aslında.

Sizden tek isteğimiz, bu malzemeleri kullandığınızda ya da gerçek hayatta karşınıza çıktığında, hemen bir fotoğrafını çekip, nerede olduğu bilgisiyle birlikte bize göndermeniz. Hareketin ne kadar yayıldığını görmek ve fotoğraflarla sitemizde sergilemek istiyoruz.

Kısıtlı sayıda malzeme elimizden bulunuyor. Bir süre için bize yazarak malzeme temin edebilirsiniz ya da doğrudan bu sayfadan indirip, kendiniz basabilirsiniz.